BİLGİLENDİRME

MESLEKİ KAMUOYUMUZU BİLGİLENDİRME

TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Genel Merkez Yönetim Kurulu, 28.03.2017 tarihli basın açıklaması ile TMMOB tarihinde ilk kez, üyelerinin bir kısmını açıkça dışlayan, aynı meslekten olmadıklarını ileri süren ve diğer üyelere hedef gösteren bir Oda olarak tarihe geçmiştir.

Teknik bir konu hakkında yapılan bir açıklama olmasına karşın tek satır teknik bilgiye yer verilmemesi, hukuk açısından gerçeği yansıtmayan ifadelere yer verilmesi nedeniyle bu açıklamanın yapılması zorunluluk haline gelmiştir. Oda Yönetim Kurulu’nun 49/915 nolu kararına ilişkin açıklamalarımız şu şekildedir.

1- Oda Genel Merkez Yönetim Kurulu’nun açıklamasının 1. maddesinde yer alan; “ 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 28. maddesinde belirtilen anlamda ortada uyulması ve uygulanması gereken esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin bir yargı kararı bulunmadığından ve esasen yargı kararlarının en geç otuz gün içinde uygulanması gerektiğinden usule ilişkin bir yargı kararından bahisle 17-18 ay sonra düzenleme yapılmasının bir yetki saptırması olduğuna ve hukuki dayanağı bulunmadığına” ifadesi doğru olmayan bir değerlendirmedir.

Çünkü, İdarenin uygulamak zorunda olduğu mahkeme kararı Kayseri 2. İdare Mahkemesi’nin Esas No: 2015/998 ve Karar No: 2015/849 sayılı kararları olup, davanın usul yönünden kabulünde bir eksiklik bulunmadığı için esasa girilmiş, belirttiğimiz esas ve karar numaralarıyla yargılama sonuçlandırılmıştır. Bu yargılama esas hakkında yargılama olup, USULE İLİŞKİN YARGILAMA DEĞİLDİR.

Açıklamada 2577 sayılı yasaya atıfta bulunularak, yargı kararlarının en geç otuz gün içinde uygulanması gerektiği belirtilmiş ama yasadaki “…idareye tebliğinden başlayarak otuz gün…” ibaresi kamuoyunun gözünden kaçırılmıştır. Şöyleki mahkeme kararını 01.09.2015 tarihinde vermiş olup, sanki bu tarih tebliğ tarihiymiş gibi 17-18 ay sonra düzenleme yapılması ibaresi kullanılmıştır. Türkiye’deki mahkemelerin yargı yükünden dolayı kararların yazımının ve tebliğ edilmesinin ne kadar uzun sürdüğü herkesin bildiği bir gerçektir. Bu konu hakkında da TKGM Kurulunca yasal süresi içerisinde karar alınarak uygulamaya geçilmiştir.

2- Oda Genel Merkez Yönetim Kurulu’nun açıklamasının 2. maddesinde, “… Odamızın Serbest Mühendislik Müşavirlik Büroları Tescil Yönetmeliği ve Mühendislik Hizmetleri Ücret Tarifesi hükümleri yürürlükte iken, bu düzenleyici işlemlerimizi kaldıracak, yok sayacak, bertaraf edecek nitelikte yeni düzenleme yapılmasının ağır bir hukuka aykırılık oluşturduğuna,” şeklinde geçen ifadeyle sanki Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası’nın mevzuatıyla ilgili bir düzenleme yapılmış gibi gösterilmektedir.

Ancak, ilgili mahkeme kararında ve İdarenin talimatında Oda’nın hiç bir yönetmeliği veya tarifesinin iptalinden veya uygulanamayacağından bahsedilmemektedir. Kaldı ki Oda’nın tüm mevzuat ve tarifesi aynen yürürlüktedir. Tartışma konusu olan röperli kroki, mahkeme kararında da açıkca belirtildiği üzere cins değişikliğine esas, TKGM’nin 2010/4 sayılı genelgesinde de ayrıntılandırılmış olan krokidir. Odanın tarifesinde yer alan röperli kroki, meslek camiasında bilindiği adıyla temel üstü (temel vize) ya da su basman vizesi aşamasında su basman kotunu da içeren röperli kroki olup, bununla ilgili serbest mühendislerin elinden alınmış bir yetki bulunmamaktadır. Serbest Harita Kadastro Mühendisi meslektaşlarımız,  TUS sorumluluğu kapsamında şu anda Oda’nın internet sitesinden gerekli belgeleri alarak da işlemlerine devam etmektedirler.

Oda tarafından TKGM’nün röperli kroki talimatına yönelik yüzlerce tepki var denilerek yaratılmaya çalışılan infialin gerçekle ilgisi olmayıp, ülke genelinde meslektaşlar arasında böyle bir tartışma ortamı yoktur. Çünkü Oda tarifesi yürürlüktedir, serbest çalışan meslektaşlarımız, TUS kapsamında düzenlenen teme üstü röperli krokiyi hazırlamaya devam etmektedirler.

3- Oda Genel Merkez Yönetim Kurulu’nun açıklamasının 3. maddesinde, “… 5368 sayılı Yasa gereği kuruluş, görev, mekan, personel, donanım gibi konuların Odanın görüşü alınmak suretiyle yönetmelikle düzenlenmesi gerektiğinden, Odamızın görüşü alınmadan konunun bir Talimatla düzenlenmesinin usul ve yetki yönünden sakat olduğu,” ibaresi de gerçeklerle çelişmektedir.

Burada konu edilen uygulama, Lisanslı Harita ve Kadastro Mühendislik Bürolarına yönelik bir yönetmelik çalışması olmayıp, mahkeme kararının uygulanmasıdır. Mahkeme kararlarının gecikmeksizin uygulanması emredici yasal hüküm olup, ayrıca ceza yasalarımızda mahkeme kararlarını yerine getirmeyerek görevi kötüye kullanan kamu görevlileri için de hapis cezaları öngörülmüştür. Sonuç olarak konu, hazırlık aşamalarıyla beraber en az 1 yıl sürecek bir yönetmelik düzenlemesi olmayıp, mahkeme kararının uygulanmasıdır.

4- Oda Genel Merkez Yönetim Kurulu’nun açıklamasının 4. maddesinde, “5368 sayılı Kanunla, lisanslı harita kadastro mühendislik bürolarının yapabileceği işler ve lisans kapsamı yetkileri belirlenmişken, çalışma hürriyetine ilişkin bir alanda Talimatla yeni iş ve görevler ihdas etmeye, bir meslek grubunun görev ve yetkisinin bu Talimatla kaldırılarak, BAŞKA BİR MESLEK GRUBUNA devrine olanak bulunmadığından söz konusu Talimatın bu nedenle de hukuka aykırı olduğuna,” ifadeleri ne yazık ki TMMOB tarihinde meslektaşlarını ötekileştiren ilk örnek olarak tarihe geçmiştir.

“Başka bir meslek grubu” olarak ifade edilen kişilerin hepsi üniversitelerin Harita Mühendislik bölümlerinden mezun, eskiden beri Oda üyesi olup, Oda’ya aidatını ödeyen, mesleki faaliyet denetim yükümlülüklerini yerine getiren, açmış oldukları Lisanslı Büroları Oda tarafından tescil edilmiş olan HARİTA KADASTRO MÜHENDİSİDİR. Oda Genel Merkez Yönetim Kurulu, üyesi olan meslektaşlarını başka bir meslek grubu ilan ederek, diplomalarını ve Oda üyeliklerini iptal mi etmiştir? Bu meslektaşlarımız Harita Mühendisi değilse hangi meslek grubuna üyedir? Oda Genel Merkez Yönetim Kurulunun bu ayrıştırıcı sözleri için tüm Harita Mühendislik camiasından ÖZÜR DİLEMESİNİ BEKLEMEKTEYİZ.

5- Oda Genel Merkez Yönetim Kurulu’nun açıklamasının 5. maddesinde,  söz konusu talimat doğrultusunda dava açacağını belirten Oda, bu açıklamasından iki gün sonra 30.03.2017 günü yapmış olduğu başka bir duyuru ile talimata karşı dava açtığını duyurmuştur.

Her zaman üyelerinin yanında olduğunu söyleyen Oda, LİHKAB’ların hak kayıplarının önlenmesine yönelik bu güne kadar bir tane dava açmamasına karşın, aleyhinde onlarca dava açmıştır. LİHKAB’lar 2013 yılında kapatılırken, bir an önce Lisanslı Büroların kapatılması için mahkeme kararının uygulanması yönünde yasal girişimlerde bulunulmuştu. Ama şu anda bir başka mahkeme kararı LİHKAB lehine çıkınca neden uygulanıyor diye kamuoyu yaratılıyor. Bu durum bile Oda’nın ne kadar taraflı olduğunu gözler önüne sermektedir.

LİHKAB sahibi meslektaşlarımızın Kentsel Dönüşüm Yasasıyla elinden alınan aplikasyon krokisi hakkının, kat irtifaklı yerlerde elinden alınan cins değişikliği düzenleme yetkisinin, Anadolu’da 1/3 katsayısı nedeniyle yaşam mücadelesi veren Lisanslı Bürolarımızın yaşam mücadelesinin yanında malesef Odamız yer almak istememiştir.

6- Oda Genel Merkez Yönetim Kurulu’nun açıklamasının 6. maddesinde,  “… sözkonusu Talimat ile benzer düzenlemelerin geri alınması için Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile yapılan yazışma ve görüşmelerin yinelenmesine, görüşme taleplerinin yinelenmesi esnasında ilgili idarelere tüm şube ve temsilciliklerin de katılma isteğinin bildirilmesine, idarelere yapılan görüşme taleplerinde ivedilik istenilmesine ve ısrarcı olunmasına,”  şeklinde ifade yer almıştır.

Daha görüşmelere başlamadan dava açılmış olması zaten amacın üzüm yemek olmadığını apaçık göstermektedir. Sözkonusu röperli kroki talimatı ortada yokken, Oda ve LİHKABDER tarafından ortaklaşa oluşturulan LİHKAB-SHKMMB çalışma grubunca 30.09.2016 tarihinde karar altına alınan, “Röperli krokilerin LİHKAB’larca, vaziyet planı, bağımsız bölüm planı ve yapı aplikasyon planlarının ise SHKMMB’lerce düzenlemesi gerektiğine ilişkin olarak oluşturulan ortak metni, Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Genel Merkez Yönetim Kurulu’nun bu görüşmelerde idarelere sunmayı düşünüp düşünmediğini sormak gerekmektedir.

Meslek kamuoyunun doğru bilgilenmesi amacıyla bu açıklamayı yapmak zorunda kaldığımızın, TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası tüzel kişiliğiyle hiçbir sorunumuzun olmadığının altını çizmek istiyoruz. Her ne kadar şu anki Oda Genel Merkez Yöneticileri bazılarımızı meslektaş olarak görmese de, bizler Harita ve Kadastro Mühendisi olmaktan gurur duyuyoruz.

Görevde bulunan Oda Genel Merkez Yönetim Kurulu üyesi meslektaşlarımızı bu ayrıştırıcı, kırıcı ve taraflı yönetim anlayışından bir an önce vazgeçmeye ve meslektaşlar arası dayanışmayı, güç birliğini arttırmaya yönelik çalışmalar yapmaya davet ediyoruz.

Saygılarımızla…

Nisan 2017

Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Derneği